YUMURTA ARAŞTIRMASINA İTİRAZLAR VAR

yumurta-arastirması

Yumurta tartışması yeni bir boyut kazandı. Ama yumurtayı savunan otoriteler yapılan araştırmayı çok doğru bulmadılar. İşte Prof.Dr.Ahmet Rasim Küçükusta’nın Haberx.com’da konu ile ilgili kaleme aldığı yazısı…

 

“YUMURTA ARAŞTIRMASI” BOZUK ÇIKTI
Birkaç gün önce yayınlanan ve ‘damar sertliği bakımından yumurtanın neredeyse sigara kadar zararlı olduğu’ sonucuna varıldığını bildirilen araştırma bizim medyada da büyük alâka gördü.

Ben de bu araştırma ile ilgili olarak hem Vatan gazetesinden Öznur Karslı’ ya hem atv-Haber’ den Gökçen Kesgin’ e konuştum ama her zaman olduğu gibi sözlerim hem gazetede hem ekranda kırpılmış, kuşa dönmüş olarak yayınlandı.

Biliyorum, bu işte kızlarımızın zerre günahı ve yapabilecekleri bir şey yok. Sebep, editör ağabeylerinin bu kadarını uygun görmesi, sayfaya reklâm girmesi, daha mühim başka bir haber çıkması veya buna benzer başka bir şey olabilir.

Her neyse; şimdi her iki güzel arkadaşıma anlattıklarımı size de aktarayım ki bilen bilmeyen işin aslını öğrensin.

Araştırma nasıl yapıldı?

‘Atherosclerosis’ isimli tıp dergisinde yayınlanan araştırma Ontario’ da bir damar hastalıkları kliniğini tarafından takip edilen ve pıhtıya bağlı felç veya geçici beyin kansızlığı geçiren, ortalama yaşları 62 olan, 1231 kadın ve erkek üzerinde yapılıyor.

Boyun damarlarındaki plâk alanları ultrason ile değerlendirilen hastalardan diyetleri, hayat tarzları, ilaçları ve ne kadar sigara içtikleri ve kaç tane yumurta yedikleri ile ilgili bir anket formunu doldurmaları isteniyor.

Neticede, boyun atar damarındaki plâk alanının 40 yaşından sonra lineer olarak ilerlediği ama sigara içenlerde ve yumurta tüketenlerde plaktaki büyümenin ‘katlanarak’ arttığı belirleniyor.

Bu artışın cinsiyet, kolesterol, kan basıncı, sigara, vücut kitle endeksi ve diyabetten bağımsız olduğu; plâğın haftada 3’ den fazla yumurta yiyenlerde, 2 veya daha az yiyenlere göre daha fazla genişlediği tespit ediliyor.

Araştırmanın başı David Spence şunları söylüyor:

“Plâk alanındaki artışın her gün yumurta yiyenlerde sigara içenlerdekinin yüzde 75’ i kadar olması, damar sertliğinde yumurtanın rolünün neredeyse sigara kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Kalp krizi ve felç riski yüksek hastaların bir günde 200 miligramdan fazla kolesterol tüketmemeleri gerekiyor. Oysa büyük bir yumurtada 237 miligram kolesterol var.

Koroner kalp hastalığı ve diyabeti olanların her gün bir yumurta yemeleri kalp krizi riskini 2-ila 5 misli artırır.”

Spence bir de espri yapmış: Sadece, genç yaşta damar hastalığı dışında başka bir hastalıktan öleceklerini bilenler hiç çekinmeden istedikleri kadar yumurta yiyebilirler” buyurmuş.

Çok berbat hatta salakça bir espri!

Bu dandik mi dandik bir araştırma

Bakmayın siz medyanın ilgisine ve bu araştırmayı doğru dürüst okumadan, anlamadan yumurta hakkındaki fikirlerini tekrar değiştiren ‘yumurta uzmanımıza’.

Bu, iler tutar hiçbir tarafı olmayan dandik mi dandik bir araştırma!

Bakın, neden:

BİR: İlliyet yani ‘sebep-sonuç ilişkisi’ (causality) sadece randomize, plasebo kontrollü araştırmalar ile ispat edilebilir.

Oysa bu, gözleme dayalı (observational) bir araştırma. Bunun sonuçları sadece ‘muhtemel bir birlikteliği’ (association) düşündürür. Bunlara dayanarak kesin yargılara varılamaz.

Elbette gözleme dayalı araştırmalar da değerlidir ama iki şartla.

Birincisi, çalışma ilaç endüstrisinden destek almayan bağımsız uzmanlar tarafından yapılmalıdır. İkincisi ise çalışmanın materyal ve metodu kabul edilebilir olmalıdır.

‘Bu çalışma kolesterol ilacı üreten endüstriden destek alan doktorlar tarafından yapılmış’ desem yeterli olur mu?

İKİ: Bu tür anketlere dayalı araştırmaların güvenilirliği azdır.

Bu çalışmada da deneklerden ne kadar yumurta tükettiklerini ‘hatırlamaları’ isteniyor ama herkesin doğru rakam vermiş olması mümkün değildir.

Üstelik bu bir defa soruluyor ve miktarın hep aynı olduğu kabul ediliyor. Oysa insanların belirli bir besini hep aynı sıklıkta yiyor olmaları da sık rastlanan bir durum olmasa gerektir.

ÜÇ: Böyle ankete dayalı araştırmalar 5-10 bin hatta daha fazla kişi üzerinde yapıldığında değer kazanır.

Burada da olduğu gibi az sayıda kişi ile yapılan araştırmalarda yanılma payı artar.

Çok yumurta yiyenlerin çoğunun aynı zamanda çok sigara içen kişiler olması ve haftada 5’ den fazla yumurta yiyenlerin sayısının az olması, yumurta yorumunun 1231 değil çok daha az sayıda kişiye dayandığını gösteriyor.

DÖRT: Değerlendirmelerde cinsiyet faktörü hesaba katılarak yani kadın ve erkekler üzerinde ayrı ayrı da yapılmalıdır.

Bu çalışmada böyle bir ayırımdan söz edilmiyor.

BEŞ: Damar sertliği için risk faktörü olarak sadece ‘cinsiyet, kolesterol, kan basıncı, sigara, vücut kitle endeksi ve diyabet’ ele alınmış.

Oysa ‘genetik, hareketsizlik, göbek çevresi, stres, alkol’ gibi bunlar kadar önemli başka faktörler de vardır.

Spence’ in kendisinin de hareketsizlik ve göbek çevresini atlamalarını tenkit etmesi asla hafifletici bir sebep değil ve sadece bu bile araştırmanın dandikliği için yeter de artar!

ALTI: Kolesterolün sadece yumurtada değil başka yiyeceklerde de bulunduğu hiç hesaba katılmamış. Az yumurta yiyen biri fazla miktarda peynir, yağlı et, sosis yiyerek de fazla kolesterol alabilir.

Yumurta yemeyen biri yumurtadan yapılmış ürünleri de yiyebilir. Buna göre haftada 2’ den az yumurta yediğini söyleyen biri yumurtalı pizza yiyerek haftada 5 yumurta yiyenden çok yumurta tüketiyor olabilir.

Çok yumurta yiyenler pek âlâ çok yağlı, çok tuzlu ve diğer yüksek kolesterollü besinleri yeme eğiliminde olabilirler.

YEDİ: Deneklerin yedikleri yumurtaların fabrika tavuklarına mı yoksa köy tavuklarına mı ait olduğunun da dikkate alınmamış olması az buz bir hata değil.

SEKİZ: Deneklerin yedikleri yumurta sayısına verilen önem damar sertliğini önlediği ve gelişimini geciktirdiği bilinen etkenlere (sebze meyve, lifli besin, tam tahıl, balık tüketimi) hiç verilmemiş.

DOKUZ: Bu çalışmaya ilaç endüstrisinin gözbebeği Cleveland’ lı meşhur kardiyolog Nissen bile itiraz ediyor ve plâk ölçüm yöntemine ‘ciddi eleştiriler’ getiriyor.

Bu işten anlamam; günahı boynuna!

ON: Diyetteki kolesterol miktarı ile kalp krizi ve felç arasında doğrudan ilişki olduğunu gösteren bir ‘delil’ yoktur.

Bu çalışmada ölçülen plâk alanı da kalp krizi ve felç riskini gösteren bir parametre değildir.

Zaten Spence de araştırmalarının ‘dandikliğini’ şu sözlerle teslim ediyor: Hipotezimiz diyet hakkında daha detaylı bilgilerle ve egzersiz ve göbek çevresi gibi faktörler de hesaba katılarak ileriye dönük çalışmalarla test edilmelidir.

Gelelim neticeye

BİR: İçinde yüzlerce sağlığa zararlı kimyasal madde bulunan sigaranın protein, B ve D vitaminleri, kolin, mineraller, omega-3’ den zengin ve insanların binlerce yıldır en önemli gıdalarından olan yumurta ile kıyaslanması araştırmacıların niyetlerinin ne olduğunu açıkça ortaya koyuyor:

Yumurta-kolesterol korkutması ile ‘çaktırmadan’ kolesterol düşürücü ilaç satışına destek olmak!

İKİ: Görüldüğü gibi, yumurta üzerinden medyatik olma hevesinde olan profesörler sadece bizde değil dünyanın her yerinde var.

ÜÇ: Herkese birer rafadan yumurta hediye ediyorum. Buyurun afiyetle yiyin.

 

KAYNAK:

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22882905

http://healthland.time.com/2012/0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir