“YEŞİL KIYIMIN KARŞISINDAYIZ”

Yeşilbilgi.org’tan Banu Aydoğan’ın müzik grubu Yüksek Sadakat’le yaptığı röportajın konumuzla ilgili bölümünü ilginize sunuyoruz…

 

-Sizce dünyanın geleceğini tehdit eden en önemli risk ya da sorun nedir?

Uğur Onatkut:Nüfus artışı bence.

Kutlu Özmakinacı: Bir tane yok ki. Mesela çevre ile endüstriyel üretimin dengeli bir gidişata ulaşamamış olması.  Ama bence şu anda dünyayı tehdit eden en büyük tehlike Amerikan neoliberalizmi. Yani özellikle yüzde 80’ini çok uluslu şirketlerin oluşturduğu yapının, dünyayı tek bir pazar haline getirmek için Amerikan ordusunu kullanarak ve ülkelerin hukuki bariyerlerini de yıkarak, oraları açık pazar haline getirme çabaları. Aslında bütün süreç 30 yıldır bunun üzerinden gidiyor.

 Kenan Vural: Bundan müzik bile nasibini aldı.

Kutlu Özmakinacı: Tabii her şey gibi…

Kenan Vural: Her şeyin içini boşaltmak, insanları aptallaştırmak, düşünmemeye sevk etmek ve onları  istedikleri gibi yönetebilmek…

“Yeşil kıyımın her zaman karşısında duruyoruz. Ama sadece gezegenin doğasını değil, yaşadığımız ortamın dokusunu, kültürünü ve mirasını da korumak önemli..”

-Çevre sorunlarına karşı, bireysel anlamda neler yapıyorsunuz?

Serkan Özgen: Çevre sorunu derken aklıma ilk küresel ısınma, doğa kirliliği ve hava kirliliği geliyor. Benim en kolay yaptığım şey, evde çöpleri ayrıştırmak. Bir kaç senedir bunu yapıyorum. İlk cam şişelerle başladım, sonra içine plastikleri ekledim. Düzenli bir şekilde bunları farklı çöp konteynırlarına atıyorum. Böylece bir adım, başka bir adımı tetikliyor. Benim bu davranışım, başka birini de etkiliyor ve o da yapmaya başlıyor. Bir arkadaşım; bahçesinde bir çukur açıp yumurta kabuğu, meyve-sebze kabuğu gibi organik şeyleri  toprağa döküp dönüştürmeye başladı.  Ben o kadar ilerlemedim ama bahçem var, malzeme var belki ilerde onu da yapabilirim.

Kenan Vural:Benim en çok üzerinde durduğum konu, yenilenebilir enerji kaynaklarını daha etkin nasıl kullanabiliriz? Yani işte rüzgar enerjisinden nasıl elektrik üretebiliriz ya da atık maddeleri nasıl geri dönüştürebiliriz? Bir de tabi ki küresel ısınma var. Ben bu küresel ısınma mevzusu gündeme geldiğinden beri Açık Radyo’da Ömer Madra’yı dinliyorum. Biliyorsunuz o, bu konuda insanları bilinçlendirmek için bayağı çaba sarf etti. Onun programları sayesinde, elektronik aletleri kumandadan kapatmak yerine fişlerini çekerek önemli oranda tasarruflar sağlanacağı gibi birçok basit ama etkili önlemler alınabileceğini öğreniyorum.

Ben outdoor sporları da çok seviyorum ve çocukluğumdan beri yelkencilik yapıyorum. Mesela su yüzeyinde yakıt sarf eden bir motorun gücüyle gitmektense, rüzgarı kullanmayı tercih ediyorum. Yelken işini de bunun için çok seviyorum. Yatçılıkla da ilgilenmeye başladım. Buradan Çeşme’ye, Çeşme’den Bodrum’a falan uzun etap açık deniz yarışlarına katılıyorum. Ve teknenin motorunu çalıştırmak bir an için bile aklımıza gelmiyor. Oradaki düşünce hem çevreye daha az zarar vermek hem de doğanın gücüne meydan okumak. İşte yine aynı bakış açısı ile sekiz silindirlik bir araba kullanmak yerine yakıt tüketimi çok daha ekonomik olan ve havayı daha az kirleten motosikleti kullanmayı  tercih ediyorum.

Alpay da çok hassastır bu konuda; bir gün İzmir’e gidiyoruz. Yolda arabamız bozuldu, tamir gerekti.  Otobanın kenarında indik. Sonra yolun kenarında bir çöp yığını gördük. Alpay, çöpte bulunan pet şişeleri toplamaya başladı. Sonra hep beraber pet şişeleri  bastırıp, kapaklarını kapatıp büyük bir torbaya koyduk. Ne olacak deyip geçip gidebilirsin ya da burayı kurtarmak bana mı kaldı diye düşünebilirsin ama her bireyin bu konuda mümkün olduğunca titiz olması gerekiyor. İşte küçük balık yakalamamaktan tutun da ne bileyim sigara içmeyi azaltmak bile sadece kendi sağlığınız için değil, şu havayı kirletmemek için küçük de olsa bir adım.

Bunları geç kalmadan düşünmemiz gerekiyor. Çünkü aslında bazı görüşlere göre dünya aslında yedinci defa yaratılmış. Yedincisini yaşıyoruz biz ve dünya daha önce altı defa yok olmuş. Yok olmuş derken, temizlenmiş ve tekrar kendini yenilemiş. Böyle düşünenler, düşünmeyenler var elbette, bunu tartışmak benim işim değil, çok da kafa yormadım ama dünyanın gittiği yeri görüyoruz. Bunun için ne yapmak lazım? Öncelikle her ferdin kendi gezegeniyle olan ilişkisini düzenlemesi ve bu konuda titiz davranması gerekiyor.

Nüfus da çok önemli. Gezegenimiz bu kadar nüfusa yetmiyor. Bunu mutlaka planlamak, aile planlaması yapmak lazım. Biz eşimle çocuk sahibi olmayı düşünüyoruz ama bu dünyaya çocuk getirmek acaba kötü bir şey mi, çocuğumuz sağlıklı bir dünyada yaşayabilecek mi gibi soruları sormadan da edemiyoruz.

Kutlu Özmakinacı:  Ben de evimde o atık meselesine dikkat ediyorum. Bir arkadaşım televizyon açmıyor, buzdolabı bile kullanmıyormuş. O seviyelere geldiğim söylenemez ama olayın çok dışında olmadığım kesin. Grup olarak bu konuda hassasız .

Serkan Özgen: Yeşili, gezmeyi ve özellikle doğayla bütünleşmeyi çok seven bir grubuz. Dolayısıyla özellikle “yeşil kıyımın” her zaman karşısında duruyoruz. Yani siz bir bilinç yaşıyorsanız, diğer insanları da bir şekilde uyandırmanız lazım. Dolayısıyla önemli olan karşındaki iki kişiyi, üç kişiyi etkileyebilmek.  Bu bilinç işi, yani sadece fert olarak yapmak yetmiyor, toplu bir uyanış gerekiyor. Çünkü belki de dünyanın sonunu getirecek şey bu.

Çevre derken biz hep doğal dünyanın, gezegenin doğasını konuşuyoruz ama, yaşadığımız ortamın dokusunu, kültürünü, mirasını korumak da önemli. Şehirlerin, kasabaların ya da beldelerin siluetinin fotokopisini değil; kendini yaşamak gerek. Kanat Atkaya bir yazısında böyle yazmıştı.

Ayrıca, kültür mirasımızı korumak için de mücadele vermeli; altyapıyı doğru kurmadan yeni ve çok katlı binalar inşa etmemekten tutun da, hava kirliliğine karşı önlem almaya geniş yelpazede değerlendirmeliyiz bu çevre sorunları konusunu.

 

Yeşilbilgi.org / Banu Aydoğan

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir