ORGANİK GIDA NEDEN GEREKLİ?

organik-pazarlar

National Geographic Türkiye’nin Mart 2012 sayısında yayımlanan
“100 Soruda Gerçek Gıda” ekinde pestisidlerin zararları ve
organik ürün kullanma gerekliliği konusunda verilen bilgiler şöyle:

 

Neden organik ürün?

Sağlıklı yaşam doğal gıdaların tüketilmesiyle mümkün. Konvansiyonel tarımda suni gübre ve zirai ilaç kullanımı toprağı verimsizleştiriyor, yararlı bakterilerin ve biyolojik çeşitliliğin parçası olan böceklerin, kuşların ve küçük memelilerin ölümüne neden oluyor. Konvansiyonel tarım yöntemleri istatistiki olarak orta vadede dünya gıda üretimini bir miktar artırıyor görünüyor ama kullanılan kimyasallar toprağı ve suyu hızla kirletiyor. Oysa sürdürülebilirliği sağladığı için uzun vadede verimli olabilen organik tarım yöntemlerinin uygulandığı, canlılığı korunmuş dengeli topraklarda yetişen bitkiler

daha sağlıklı ve besleyici oluyor. Ekolojik, organik, biyolojik gıda ürünleri arasında ne fark var? Bu ifadeler, bu üretim şeklinin değişik ülkelerde farklı isimlerle anılmasından kaynaklanıyor. Almanya ve Kuzey Avrupa dillerinde “ekolojik tarım”, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da “biyolojik tarım”, İngilizce’de “organik tarım” Türkiye’de “ekolojik, biyolojik veya organik tarım” eş anlamlı olarak kullanılıyor. Organik ürünlerin doğal ürünlerden farkı ne? Doğal ürün olarak adlandırılan gıdaların resmi veya genel bir tanımı, kriteri, standardı ve yönetmeliği yok. Bu nedenle suistimale açık. Herhangi bir denetime ve belgeye tabi olmayan doğal ürünlerin gerçek olup olmadığı tamamen kişisel bilgi, deneyim ve güvene dayalı. Organik ürünlerde sentetik kimyasal girdilerin kullanılmadığı, üretimden nihayi kullanıcıya ulaşana kadar her aşamada kontrol edilerek belgelendiriliyor, yani sertifikalandırılıyor. Bu ürünler Organik Tarım Kanunu ve Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğe uygun olarak organik tarım esaslarına göre yetiştiriliyor, ambalajlanıyor ve etiketli olarak satılıyor.

 

Pestisid kalıntılarının sağlık açısından riski ne?

Türkiye’de hastalık sıklığı ve olası nedenleri araştıran çalışmalar çok yapılamasa da, insan dokularından ve anne sütlerinden yapılan analizlerin sonuçları ürkütücü bir tablo ortaya koyuyor. Bu konuda 15’ten fazla araştırma yayımlanmış ve hemen herkesin dokusunda bir şekilde tarım ilacı artığı var. İnsanların bu zehre yavaş ve uzun bir süreçte, aşırı maruz kalmasının toksik etkileri tam olarak bilinmese de sinir sistemini etkileyen bu toksinlere çocukların daha duyarlı olduğu düşünülüyor. Anne karnında ve hayatın ilk birkaç yılında organofosfatlara maruz kalmanın çocuklarda davranış problemleri dahil, hafıza ve motor yeteneklerde sorunlara neden olduğu belirtiliyor. Ayrıca yüksek

düzeyde organofosfat metabolitleri lösemi ile de bağlantılı. Zaman zaman ihraç edilen ürünler tarım ilacı kalıntısı olduğu gerekçesiyle geri gönderiliyor. Ancak özellikle iç piyasada, denetimin tamamen çiftçinin insafına kaldığı durumlarda ilacın nasıl kullanıldığı da bilinmiyor. Çiftçi ürününü hastalıktan korumak ya daekonomik güvence sağlamak için ilacı aşırı miktarda kullanabiliyor ve yanlış ilaçlama nedeniyle zehirlenebiliyor. Araştırmalar tarım ilacı kullanımı ve kanser arasında ilişki olduğunu gösteriyor. Martinik’te yapılan bir çalışma prostat ve meme kanserinin tarım ilacı kullanımıyla paralel arttığını ortaya koyuyor.

 

Konvansiyonel tarımda kullanılan suni gübrelerin sağlık açısından riskleri var mı?

Özellikle azot bazlı gübrelerin başta kökü yenen (patates gibi) ürünlerde nitrit birikimi yaparak kansere neden olabildiği belirtiliyor. Bilinçsiz gübre kullanımının toprakta büyük tahribat yaptığı ve kanser riskini artırdığına ilişkin araştırmalar var.

 

Organik ürünler besin değeri açısından konvansiyonel ürünlerden farklı mı?

2001’de yürütülen bir bağımsız araştırma raporuna göre, 21 vitamin ve mineral öğesinin hemen hepsinin organik ürünlerde daha bol olduğu belirlendi. Bu ürünlerde demirin yüzde 21, magnezyumun yüzde 29, fosforun yüzde 14 ve C vitamininin yüzde 27 daha fazla olduğu göze çarpıyordu. Toksik olarak bilinen nitrat oranları da organik gıdalarda daha düşüktü. Organik ıspanak, organik marul, organik lahana ve organik patates de daha fazla mineral içeriyordu.

1993’te Chicago’da iki yıl süren ve elma, patates, armut, buğday ve mısırın kullanıldığı bir araştırma yapıldı ve konvansiyonel ürünler, organik ürünlerle karşılaştırıldı. Sonuçlar organik ürünlerde, ortalama yüzde 63 daha fazla kalsiyum, yüzde 78 daha fazla krom, yüzde 390 daha fazla selenyum, yüzde 118 daha fazla magnezyum, yüzde 125 daha fazla potasyum ve yüzde 60 daha fazla çinko bulunduğunu gösterdi. Bu maddeler sağlığımız için gerekli ve hastalıklarla savaşmamıza yardımcı olan bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İngiltere’de Newcastle Üniversitesi Nafferton Ecological Farming Group’un verilerine göreyse, organik süt konvansiyonel ile karşılaştırıldığında omega–3, karotenoidler, antioksidanlar ve vitaminler açısından daha zengin.

 

KAYNAK:  National Geographic Türkiye “100 Soruda Gerçek Gıda” eki.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir