NLP Uzmanı ve yaşam koçu Arzu Bıyıklıoğlu, hazır gıdalarla ilgili ilginç tespitlerde bulunuyor. Mesela onları “öldürülmüş” gıdalar olarak adlandırıyor. Neden mi?

Öldürülmüş gıdalardan uzak durun…

Son yirmi yılda hazır gıda sektörünün hızla çeşitlenmesi ve hazır gıda reklamların artması, tüm dünyada beslenme alışkanlıklarını olumsuz yönde değiştirmiştir. Albenisi fazla olan, pişirme kolaylığı sağlayan, değişik tatlar sunan hazır gıdalar çocukların ve yetişkinlerin çok ilgisini çekmektedir. Tabiiki bilinçaltına hitap eden reklam çeşitlerinin kullanılması da, farkında olmadan kişileri ürünü almaya itmektedir. Eğer farkındalık seviyeniz düşükse bu tip reklamlardan çabuk etkilenirsiniz, tıpkı çocukların kolay etkilendiği gibi.
Pek çok doktor son 20 yıllda hazır gıdaların artışıyla, kansere yakalanan kişi sayısının artışını bir birine bağlamıştır. Hazır gıdalar ( ki onlara gıda demek bile doğru olmaz), içlerinde taşıdıkları katkı maddeleri ve koruyucularla, veya pişiriliş şekilleriyle…sağlığımızı tehdit etmektedir. Günümüzde obezite oranınındaki yükselmenin de sebeplerinden biridir.

Hazır gıdalarda yaşam enerjisi yoktur, molekülleriyle oynanmış gıdalardır, yani ÖLÜ gıdalardır. Bu gıdaları da en çok çocuklar tüketmektedir. Anne-Babaların acilen beslenme konusunda bilinçlenmeleri gerekir. Örneğin pastörize sütün kağıt üzerinde süt değerlerinin korunduğu yazar, doğrudurda, ancak sütteki molekül yapısı, geometrisinin bozulmuş olduğunu söyleyen araştırmacılar da vardır. Bir inek yavrusuna, annesinin sütünü pastörize edip 21 gün içirdiğinizde yavru inek öldüğünü okumuştum bir sağlık kitabında. Neden acaba? Bizim bedenlerimiz de doğal, canlı gıdalarla beslenmek üzere bir yapıya sahiptir. Vücudumuz ölü, cansız gıdaları sindiremez ve belli yerlerde kilo veya hastalık için depolar (atılamayan toksinler olarak). Yabancı maddeleri sindirmek için uğraşırken enerji kaybeden vücut aynı zamanda hormonal dengesini de bozarak hastalık ve yağ birikimine yönelir. Ayrıca ihtiyacı olan gerçek besini alamadığı için kısa bir süre sonra tekrar acıkır.

Özellikle çocuklar için hazırlanmış tatlı ve şekerlemeleri düşünürsek durum daha da kötüdür. Bir çocuğun gün içinde yediği tatlı ürün neredeyse vücudun bir aylık tatlı ihtiyacını karşılayacak şekildedir. Üstelik doğal tatlı da değillerdir. Çocukları sevindirmek, oyalamak ya da ödül için kullanılan şekerli gıdalar çocuğu zehirlemektir.( Kanser hücrelerinin şekerle beslendiğini bilirseniz belki daha etkileyici olur.)

Sağlıklı beslenme konusunda bilinçlenmemiz gereken çok konu var. Bunlardan bir diğeride tarihi geçmiş ürünler. Paketlerine baktığınızda o kadar taze ve güzel gözüküyor ki ürünler, tarihine bakmak aklınıza bile gelmiyor. Adına güvendiğiniz markalarda bile kullanma tarihi 8-10 ay geçmiş hazır çorbalar, soslar… bulmak mümkün.( Marketlerin denetim sistemlerinin zayıflığından da kaynaklanan pek çok sorun olabiliyor). En kesin çözüm bunları hiç kullanmamaktır. Koruyucu madde içermez yazan ürünler sanmayın ki katkı maddesi içermiyor. Kullandığınız hazır gıdaların içindekiler bölümünü okursanız, hemen hemen hepsinde aspartam, yüksek fruktoz mısır şurubu, MSG… gibi pek çok katkı maddesi olduğunu görürsünüz.

Çocuklarınızın eline hem şekerli, hem paztörize olmuş süt verip sağlıklı besleniyor diye sevinmeyin. Günlük sütten ve kefirden, kendi mayaladığınız yoğurttan şaşmayın. Sebzesini yedi diye üstüne tatlı bir şeyi ödül olarak vermeyin. Çünkü sebzenin hemen üstüne gelen tatlı sebzenin vitaminini de öldürecektir. Vitaminli yemeğini yerken yanına bir de meyve suyu vermeyin. Meyve suyu taze sıkılmış olsa bile farklı zamanlarda tüketilmelidir. Meyvelerini aç karnına, yemekten yarım saat önce yedirin. Boşu boşuna yemek üstüne meyve yedirip, meyveyi sindirilme sırasını beklerken miğdede alkole dönüşmtürmeyin.

Sağlıklı yaşlanmak istiyorsanız, çocuklarınızın sağlıklı büyümesini istiyorsanız ne yediğinize dikkat edin. Sağlıklı yeme alışkanlıkları bozulmuş bir toplum olarak çocuklarımıza sağlıksız beslenme alışkanlığını, bir miras gebi, genetik kod gibi aktarmayalım. Sağlıklı beslenme farkındalığını hızla kazanarak, hem kendimizde hem çocuklarımızda ” sağlıklı beslenme bilinci” oluşturalım. Nasıl zihinsel sağlığımız için sağlıklı düşüncelere ihtiyacımız varsa, bedenimiz için de sağlıklı, canlı, doğadan gelen saf gıdalara ihtiyacımız var.

Sevgiyle ve sağlıkla ilerleyin…

Arzu Bıyıklıoğlu / milliyet.com.tr


BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.