HAYAT GİDEREK ORGANİKLEŞİYOR

organik-urunler

Milliyet yazarı Meral Tamer, soframızda giderek artan organik ürünlerle ilgili yazısında yeni trendin giderek hayatımıza daha çok gireceğini düşünüyor. İşte o yazı:

 

Organik sebze-meyveye lezzet de geldi

Pazar akşamı evde yemek yerken ben “Patlıcan da organik, et de organik” diye sıralamaya başladığımda kızım “Anne artık sen organik olanları değil, olmayanları söyle” deyince farkettim, soframızda tedrici olarak gerçekleşen transformasyonu. Ve tatile çıkmadan önceki bu son yazımda, organik gıdalarla ilişkimin son 2 yılda nasıl değiştiğini sizlerle paylaşmak istedim.

Çünkü hâlâ pek çok dostum, maddi durumları müsait olduğu halde organik gıdalara soğuk bakıyor; itirazları hep aynı: “Onların sahiden organik oldukları ne malum!” Benim cevabım ise “Ne kadar organikseler, o kadarıyla kabulüm; herhalde organik olmayanlardan daha sağlıklıdırlar!” Kaldı ki son dönemde organik ürünlerin pazarı büyüdükçe kalitesi de artıyor, standartları da yükseliyor.

Kanser olmadan önce…

Benim meme kanserinin üzerinden 2.5 yıl geçti. Kanser oluncaya kadar organik gıdalara pek ilgi duymamıştım. Organik diye satılanların gerçekten organik olup olmadıkları belli değildi; kaldı ki çoğu lezzetli de değildi. Zaten benim düzenli alışveriş yaptığım Akmerkez Macrocenter ve Etiler CarrefourSa’da da organik ürünler, kuruyemiş gibi birkaç ambalajlı gıdayla sınırlıydı.

Hastalığın ilk şaşkınlığını, radyoterapiyi falan atlattıktan sonra ufaktan-ufaktan organik sebze almaya başladım, ama ne lezzeti beni tatmin ediyordu, ne de kalitesi… Buna karşılık kanser sonrasında dostlarımın ve okurlarımın zaman zaman kendi bahçelerinden gönderdikleri organik sebze-meyvede hem lezzeti buldum, hem de aradığım güveni…

Evde organikleştik!

Ve giderek Citi Farm’ın organik pilavlık bulguruydu, Ada’nın yarım yağlı organik yoğurduydu derken, bizim organik gıda yelpazesi istikrarlı adımlarla genişlemeye başladı. Ama evdeki asıl organik patlaması, kış başında önce Macro Akmerkez, ardından CarrefourSa ve son olarak da Macro Kanyon’da organik sebze-meyve reyonlarının 3-5 ürünle açılıp, her geçen gün biraz daha zenginleşmesiyle yaşanmış olmalı ki, benim bile farkında olamadığım bir şekilde biz tamamen organikleşmişiz! Evdekiler artık “Bundan sonra başımıza bir şey gelirse bu organiklerden gelecek” diye espri yapıyorlar…

Macro’da Orvital organik tavuk ne zamandır satılıyor; organik yumurtanın da değişik markaları var; ama mesela Citi Farm’ınki hiç lezzetli değil. Ambalajlı yumurtada lezzeti yakalayamadığım için Çarşı’daki marketin günlük yumurtasını tercih ediyoruz. Buna karşılık Macro’nun kasap reyonunda birkaç aydır satılan ambalajlı organik dana etini nihayet denedik ve lezzetine bayıldık. Tıpkı eskiden yediğimiz etlerin lezzetinde ve kokusunda…

Meyvede organiğin lezzeti

Meyvede organikle buluşmamız hayli yeni. Kış ortasında piyasaya çıkan minik muzlarla başladık, o kadar lezzetliydiler ki resmen dadandık. Bahar geldiğinde ilk kez kayısıda, çilekte, kirazda organik, diğerlerine göre daha lezzetli olarak karşıma çıktı. Macro’da da, Carrefour’da da organik olanın da olmayanın da tadına bakabildiğimiz için karşılaştırma imkânımız her zaman oluyor.

Karşılaştırma deyince 2 market arasında da lezzet karşılaştırması yapıyoruz tabii. Mesela kış boyunca Macro’nun pırasasında aradığım lezzeti bulamadığım için Carrefour’dan aldım; buna karşılık kayısıda açık ara Macro fark atıyor.

Lezzetten söz açılmışken mozzarellanın iyisine meraklıysanız, Macro’da son 1-2 aydır bulunan manda mozzarellayı mutlaka denemelisiniz.

Milliyet

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir