DAMACANA SULAR BAŞA BELA

damacana

Suda ‘damacana’ tehlikesi!

Damacana suda 55 markadan 41’i Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine uygun olmadığı tespit edildi. TURKLAB Genel Başkanı Demir, “Teyit etmek amaçlı 11 laborant ile çalıştık yanılma payı sıfıra yakın” dedi
A Haber’de yayınlanan Deşifre programı, TURKLAB Kalibrasyon ve Deney Laboratuarı Derneği’yle halk arasında ‘damacana su’ diye tabir edilen “polikarbon”ları mercek altına aldı. 19 litrelik damacana sularını numune aktarma yapmadan laboratuarlara getiren uzmanlar, Sağlık Bakanlığı’nın insani tüketim amaçlı sular hakkındaki analizini dikkate alarak yaptıkları incelemede 55 numuneden 14’ünün uygun, geri kalan 41’inin ise kriterlere uygun olmadığını tespit etti.

‘Yüzde 75’i sağlıksız’

TURKLAB Genel Başkanı Dr. Can Demir, 41 uygunsuz damacana suyundan 20 tanesinin üretim teknolojisi ve doldurma sırasındaki kirlilik sebebiyle sağlıksız olduğunubelirterek, şöyle konuştu:
“Diğer 21 damacana ise insan sağlığını direkt etkileyen olumsuz parametreleri yakalıyor. Tespit ettiğimiz bakteri sindirim ve dışkı yoluyla buluşan bakterilerdir. Üretim alanı kirliliği bu bakterilerin doğhttp://www.saglik.gov.tr/TR/resim/1-19805/7.JPGduğu yerdir ve çok vahim hastalıklar yapar. Sağlık Bakanlığı kaynağın çıktığı noktadaki suyun analizini tek elden yapıyor. O uygun suyun bizim evimize taşınması gerekir. Kaynak bakterili ya da dolum sırası bakteri oluştu. Problem bundan ziyade halkımızın sofrasına gelen su. Tek kullanımlık küçük pet şişelerinde bu problemlerle karşılaşmayız ama damacanalar dönüşümlü kullanıldığı için temizliklerine çok dikkat edilmedi. Denetlenmesi için ekiplerin yetişemediğini görüyoruz. Sonuç olarak kolaylıkla bulabileceğimiz tanınmış marka damacana sularından yüzde 25’i uygun, geri kalan yüzde 75’i Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine uygun olmadığını gördük.”

‘Taklit de yapılabilir’

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aksoy ise, şöyle konuştu:
“Kullanılan numunelerin nereden alındığını ve numunelerin bu firmalara ait olup olmadığını araştırmamız gerekiyor. Orjinaline yakın bir taklit de yapılabilir. Kesinlikle üretim merkezleri temizdir. Üretim yerinden gelen sular güvenle içilebilir. 2012 yılında bizim aldığımız örneklerde yüzde 3 civarında uygunsuzluk var. Bu da ruhsat almayı gerektirecek boyutta değil. Kendi suları kaynak olarak yeterli olmayan bazı firmalar zaman zaman ilave kaynak kullanarak kaçak dolum yapabilir. Biz bunu tespit ettiğimizde gereğini yaparız. Sağlık Bakanlığı olarak yanlış yapanı onun yanına bırakmak istemeyiz.
Firmalar vatandaşa kıymaktan çekinmiyorsa, biz de firmalara gereğini yaparız. Fakat doğru bilgiye ulaşmamız lazım. Vatandaşlar üzerindeki etiket bilgilerini mutlaka incelemeli, su içinde tortu bulunduğunda iade etmelerini öneriyoruz.”

 

3.5 milyarlık pazar

Türkiye’de 3.5 milyar TL’lik bir su sektörü bulunuyorolduğu görülüyor. Ambalajlı Su Üreticileri Derneği’nin (SUDER) raporuna göre; bu yıl pazarın 3.6 milyar TL’lik hacme ulaşması bekleniyor. SUDER’in raporu damacana ve pet şişe suyu tüketimiyle ilgili bilgileri de içeriyor. Buna göre; Türkiye’de yapılan toplam su üretimi 9.9 milyar litreye denk geliyor. Bunun 6.5 milyar litresi damacana, 3.4 milyar litresi ise pet üretimi olarak öne çıkıyor. Kişi başı su tüketimi rakamı ise 133 litreyi buluyor. Bunun 86 litresi damacana, 38 litresi ise pet şişe.
SAĞLIK BAKANLIĞI: Numuneler incelenecek

Sağlık Bakanlığı, “Deşifre” programı yetkilerinden su numunelerinin hangi adreslerden alındığı bilgisinin acilen iletilmesini talep ettiklerini ve en kısa sürede gerekli tetkiklerin yapılacağını açıkladı. Halk Sağlığı Müdürlükleri’nin belirli aralıklarla su dolum tesislerinden ve piyasa denetimi faaliyetleri esnasında numunelerin alındığı ve analizlerinin yaptırıldığını vurgulayan Bakanlık yeni sonuçların kamuoyuna açıklanacağını bildirdi.
‘Polikarbonda bu normaldir!’

Prof. Dr. Çağatay Güler (Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı): Bizim halkın içme su kaynakları arasında damacana yok. Musluk suyudur gereği. Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da gelişmiş her ülkede musluktan su verilir. Bizim halkımız neden damacanaya kaydı? Belediyesi onun musluğundan akan suyu ona ‘içilebilir’ olarak sunmak zorundadır. Damacana suları pratiktir. Polikarbonda bu sorunlardan kaçınılamaz. Kırılabilir, ağır ve maliyeti yüksek diye camdan uzaklaştık. Ucuz olsun diye polikarbona geçtik ama bu polikarbonun etkin yıkanma sorunu var. Birçok konuda üst teknolojiyi aldığımızda sorunu çözdüğümüzü sanıyoruz. Çok pahalı bir teknolojiyi aldığımızda en doğru, en sağlıklı sonuca ulaşmış olmuyoruz. Sırf damacana suyu değil bizim içme suyu sorunumuz var. Asıl sorun kapların tekrar kullanımı ve temiz olmamasıdır. En modern tesis bile kaçak veriyor. Belediyeler de halk sağlıkçılarından kaçıyorlar. Biz bir probleme ulaştığımızda çözüm üretiriz. Onları deşifre etmek yerine, hasta sağlığı der, saklarız. Biz bunları inceleyecek altyapı bulamıyoruz. Siz hiç sağlıkla ilgili programlarda halk sağlıkçı görüyor musunuz? Bizim işimiz bu ve kısa sürede bu sorunları da çözeriz ama hemen teknolojiye kayılıyor.

 

‘Tüketici bayiden alsın’

SUDER Başkanı İsmail Özdemir: Ambalajlı sudan örnek alıp analiz etmek teknik ve yetkinlik gerektiren bir iştir. Açılmış bir numuneyi laboratuvar laboratuvar gezdiremezsiniz. Bu şekilde yanıltıcı bir sonuç alınmış olur. 11 aydır tetkik yaptırıldığı söyleniyor ki bu sağlıklı bir sonuç için doğru değil. Yasal yeterliliği olmayan laboratuvarlarda yanıltıcı sonuçların ortaya çıktığını düşünüyoruz. Türkiye’deki ambalajlı su işletmecileri denetleniyor. Avrupa’dan bile daha iyi durumda. Sonuçlar doğruysa ki bu bizce çok olanaklı değil, bu ürünler taklit ürünlerdir. Tüketiciler damacamana sularını mutlaka yetkili bayilerden almalı. Satın aldığı damacanın dört ayrı yerindeki marka isimlerini aynı olmasına dikkat etmeli. Bu yerler, kapağı, emniyet bandı, etiketi ve gövdesi. Kapağında üretim tarihi, son kullanma tarihi ve parti seri numarasını mutlaka görmeli. Emniyet bandı yırtılmamış olmalı.

‘Sahte marka olabilir’

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Başkanı Şemsi Kopuz:
Taklide müsait bir sektörümüz var. Damacana temin edip üzerine marka basanlar olabiliyor. İçine kuyu suyu, nehir suyu koysan kimse anlamaz. Denetim önce tüketiciye düşüyor. Bayinin sertifikası olup olmadığına, dağıtım izni bulunup bulunmadığına bakması lazım. Çok ucuz ürünlere şüpheyle yaklaşılmalı. Bakanlığın da sektörü sıkı bir şekilde denetlemesi gerekiyor. Çünkü damacanaların hijyenik koşullarda üretilmesi ve temizlenmesi lazım. Sucular suyumuzun tadını kaçırmasınlar.

Eylem Türk / Milliyet

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir