BROKOLİ MUCİZESİ

brokoli1

Minik kanser savaşçıları
1992 yılında Johns Hopkins Üniversitesi’nden bilim adamları Brokoli’nin içeriğindeki “Sulforaphane” molekülünün anti-kanserojen özelliklerini keşfettiler.

Sulforaphane’nın bağışıklık sistemimizin kanserlerle mücadele eden “Faz II Detoxifikasyon Enzimlerini” uyardığı ve bu yolla kansere neden olan mekanizmaları bloke ettiği araştırmalarla gösterilmiştir. Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu, 1997 yılında araştırmacıların brokolinin tohumdan yeni çıkmış 3-4 günlük filizlerinin “sulforaphane” bakımından erişkin sebzeye göre yaklaşık 50 kat daha yoğun olduğunu bulduklarını veya 50 gr kadar brokoli filizi yemenin 2,5 kg brokoli yemeye eşdeğer olduğunu belirtti. Yörükoğlu ayrıca vücudun ihtiyacı olan brokoli filizi ekstresini almak için uyun şartlarda işlenmiş brokolinin tüketilmesi gerektiğini bunun içinde artık Türkiye’de çay formatında bulunduğunu ekledi.

Bu çalışma ile birlikte bilim dünyasında Brokoli / Brokoli Filizi / Sulforaphane’e büyük bir ilgi başlamış ve günümüze gelindiğinde dünyanın önemli üniversite araştırma merkezlerinde bu konuda 500’ün üzerinde bilimsel çalışma yapılmış ve yayınlanmıştır.
Sulforaphane’in başta prostat ve mesane kanserleri olmak üzere, meme, akciğer, pankreas ve kolon kanserlerinin önlenmesi ve tedavisinde çok etkili olduğu gösterilmiştir.

Sulforaphane değişik mekanizmalarla kanserin tüm safhalarında (oluşma, gelişme ve yayılma) etkili bir maddedir ve American Cancer Society haftada en az 3 kez “Brassica” grubu sebzelerden (başta brokoli) yenilmesini önermektedir.
Epidemiyolojik çalışmalar taze meyve ve sebzeden zengin bir beslenme alışkanlığı olan toplum ve kişilerde kanser ve kalp-damar hastalığı görülme oranının %40 daha az olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni taze sebzelerde meyvelerde bulunan doğal bitkisel moleküllerdir (phytochemicals). Bu moleküllerin çoğu antioksidan karakterli olup sağlığımız için çok önemli fonksiyonlara sahiptir. Üzüm çekirdeği ve kırmızı şarapta bulunan “Resveretrol”, Yeşil çayda bulunan “ECGC”, domatesde bulunan “Likopen” ve belki en önemlileri olan “Sulforaphane” bu maddelerin belirgin örnekleridir. İleriki yıllarda bu maddelerin uygun şekilde saflaştırılıp ilaç haline getirilmeleri beklenmektedir.

Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu; ABD’de Johns Hopkins Üniversitesi patenti ile “Broccosprouts” adı altında üretilip pazarlanan brokoli filizinin olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde, brokoli filizi ekstresi içeren çaylar Türkiye’de eczanelerde kullanıma sunulduğunu brokoli filizi ve bu çayların; kanser tedavisi gören kişilere beslenme desteği ve tamamlayıcı tedavi olarak, kanser riski altında olan kişilere koruyucu olarak önerilmesi gerektiğini de söylüyor.

Çok yakın zamanda Michigan Üniversitesi’nde yapılan ve “Clinical Cancer Research” dergisinde yayınlanan bir çalışma Sulforaphane’in meme kanserlerinde tümör üreten kanser kök hücrelerini baskıladığını göstermiş ve bu olgunun meme kanseri riski altında olan kişilerin korunmasında önemli bir silah olabileceğini ifade etmiştir.

Brokoli filizinin (Sulforaphane’nin) yüksek dozlarda dahi bilinen bir yan etkisi olmadığı gibi kanser hastalarında kullanılan radyoterapi ve kemoterapi ilaçlarının etkilerini artırdığı ve bu ilaçlara karşı gelişebilecek direnci önlediği gösterilmiştir.

Öte yandan, Imperial College of London’da yapılan bir çalışmada Sulforaphane’nin anti kanserojen özelliklerinin yanı sıra Nrf2 genini uyararak damar hastalığına neden olan faktörleri bertaraf ettiği ve kalp ve damar hastalıklarından koruma sağladığı gösterilmiştir.

Sulforaphane’in Etkileri

1.Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> Çok güçlü antioksidan: C ve E vitamini gibi klasik antioksidanlardan 12 kat daha uzun etkili.
2. Kanserle mücadele eden Faz II detoksifikasyon enzimlerini uyararak kanser oluşumunu engeller.
3. Kanser hücrelerinin bölünmesini ve çoğalmasını engeller (“ cell cycle arrest” ).
4. Kanser hücrelerinin intihar etmesine neden olur (apoptosis).
5. Kanser oluşumuna neden olan HDAC enzimlerini baskılar.
6. Meme kanserine neden olan “kanser kök hücrelerini” ( CSC ) baskılar.
7. Nrf2 genini uyararak damar duvarlarında hasar oluşumunu engeller.

milliyet.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir