“BİTKİSEL TEDAVİYİ REDDETMİYORUZ, AMA..”

0

Bingur-Sonmez

“Bitki işi çığrından çıktı!”

 

Prof. Dr. Bingür Sönmez ile kalbimizi tüm yönleriyle masaya yatırdık…

Kalbi korumak için günlük yaşamımızda dikkat etmemiz gereken onca maddenin arasında dikkatten kaçan, fazla önemsenmeyen ama aslında hayati önem taşıyan konular da var! Mesela insülin gerçeği, tıp dünyasında bir felaket olarak görülen ama halk arasında ciddiyeti fark edilmeyen mısır şurubu ve tabiiki vazgeçemediğimiz kırmızı et! İşte kalbimiz için hayati önem taşıyan beslenme konusunda gözden kaçanlar ve bilinmesi gerekenler… Prof. Dr. Bingür Sönmez anlatıyor…

 

“İŞ ÇIĞIRINDAN ÇIKTI, BİTKİLERLE DAMAR AÇTIĞINI İDDİA EDENLER VAR!”

 

-Tansiyon ilaçlarına bir türlü alışamıyor hastalar! Neden böyle oluyor? İlaç kullanmak istemeyen hasta, bitkisel ürünlerden medet umuyor. Tansiyonu bu şekilde dengelemek mümkün mü?

 

Tansiyon hastalarının ilaç kullanmaya başladığı ilk 1 – 2 yıl, sıkıntılı bir dönemdir. Hem hasta için hem kardiyolog için oldukça sıkıntılı bir dönemdir. Tansiyon bir yükselip bir düşebilir… Ama 2 sene sonunda mutlaka bir denge sağlanıyor. Bu konuda hastalarımıza sabırlı olmalarını, sık sık tansiyonlarını ölçtürmelerini ve kontrollerini ihmal etmemelerini öneriyorum.

 

Tansiyon ilaçları yanında bitkisel tedavi yöntemlerini tercih eden hastalarımız da oluyor. Bitkisel tedaviyi reddetmiyoruz ama alternatif tedavi olarak değil, tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kabul ediyoruz.  Nar, sarımsak, soğan, bunlar gerçekten fayda sağlayabiliyor bilimsel olarak da ispatlanmış durumda. Ama bunun yanında kalkıp kanseri tedavi ettiğini, damar açtığını iddia etmek gibi durumlar doğru değil. İş çığırından çıktı! Hastalarımızın mutlaka ilaç tedavisini uygulaması gerekiyor, bunun yanında daha önceden denenmiş ve bilimsel olarak ispatlanmış bitkisel tedavi yöntemlerini tamamlayıcı tedavi olarak kullanmalarında bir sakınca görmüyoruz ve hatta destekliyoruz.

 

“İNSÜLİN KOLESTEROLDEN DAHA TEHLİKELİ”

 

-Kolesterol ne kadar tehlikeli? Ne yapmamız lazım kolesterolümüzü dengelemek için?

 

İnsülin salgılatan yiyecekler kesinlikle kolesterolden daha tehlikeli! İnsanlar diyet kola, diyet şeker kullanarak sağlıklı besleneceklerine inansa da bu doğru değil. Bu tür diyet tatlandırıcılar vücut şeker gelmiş gibi kabul ettiği için insülin salgılar. İnsülin muhatap olacak şeker bulamadığı için o insanda hipoglisemi oluşur. Hipoglisemi açlık yaratır ve sürekli yeme ihtiyacı ortaya çıkar.

 

-Mısır şurubu hakkında çok konuşuldu hala da konuşuluyor. Siz ne diyeceksiniz mısır şurubu hakkında?

 

Çağımızın en büyük felaketi mısır şurubundan elde edilen şekerdir. Dışarıda yapılan hamur işi tatlıların büyük bir kısmı mısır şurubundan elde edilen şeker ile yapılıyor. Bu hem daha ağır olduğu için ticari hem daha fazla tatlandırıcı içerdiği için tercih ediliyor. Bayram boyunca hastaların en çok dikkat etmesi gereken nokta, dışarıdan ticari olarak tatlandırılmış hamur işi tatlıları kesinlikle tüketmemeleri! İnsanların hayatlarından, dışarıda ticari olarak imal edilen tatlıları çıkarmaları çok önemli!

 

KOLADAN GOFRETE TÜM HAZIR YİYECEKLERDE VAR

 

Hazır satın alınan; bisküvi, kolalı içecekler, şekerlemeler, çikolata, gofret, ucuz hamur işi tatlılar, hazır pasta ve keklerde şuursuzca mısır şurubu şerbeti kullanılmakta ve bilgi olarak sadece “Nişasta Bazlı Sıvı Şeker” ifadesinin baş harfleri, “NBSŞ” hatta sadece “NBŞ” ibaresi bulunmaktadır.

 

HAZIR YİYECEKLER SUNİ TATLANDIRICI DEPOSU

 

Kimyasal tatlandırıcılardan aspartam ve sakarin market raflarında bulunan birçok yiyecekte (diyet kola, meyve suları, hamur işi tatlılar, şekerlemeler, dondurma, reçel, jöle, marmelat, reçel, helva, sütlü tatlılar vb) kullanılmaktadır. Dünyada yaklaşık 6000 hazır yiyeceğin içinde aspartam bulunmaktadır. Yaklaşık 4000 hazır yiyecekte de diğer tatlandırıcılar (asesülfam K, sakarin,  sükraloz, tautamin vb) kullanılmaktadır. Sadece ilaç sektöründe kullanılmak için hazırlanan aspartamın bugün  %95’i gıda sektöründe kullanılmaktadır. Aspartam şekerden 200 kat daha fazla tat vermektedir. Diğer tatlandırıcılarda bu 300, 600, 2500 kat olabilmektedir. Türk Gıda Kodeksinde 1 kg baklavada en çok 1 gr kullanılabileceği belirlenmiş olmasına rağmen bunun kontrolü yapılamamaktadır.

 

“AYDA İKİ KEZ ADANA KEBAP YİYİP İŞKEMBE ÇORBASI İÇİN”

 

-Bu konulardan sonra bence okuyucularımız birkaç müjdeyi hak ediyor. Yemekten bahsetmişken yemekle devam edelim isterseniz? Kalp hastaları neleri yiyebilir mesela?

 

Bu yılki Kurban Bayramı retoks için bir vesile olsun ve hastalar kurban etinden aşırıya kaçmamak kaydı ile yesinler. Ayda iki kez de canları ne istiyorsa yiyebilirler. Bunlar; Adana kebap, paça çorbası, işkembe çorbası olabilir. Biz bunun ismini koyalım. Çünkü insanlar zaten bunu kaçamak olarak yapıyorlar böylece bunu bir disiplin altına almış oluruz. Böylece her gün düzensiz bir şekilde suçluluk duygusu hissederek değil, düzenli ve suçluluk hissetmeden ayda iki kez yemeleri mümkün olacaktır. Yumurta da yasaklanmış bir gıdaydı. Ancak insanlar haftada 1 –  2 kez gönül rahatlığı ile yiyebiliyorlar artık.

 

“SİGARA YASAĞINDAN SONRA ACİL POLİKLİNİKLERİNE GELEN ASTIM KRİZLERİ AZALDI!”

 

-Sigara yasağından konuşalım biraz da. Sizce sigara yasağı işe yaradı mı?

Sigara yasağı ile beraber oldukça büyük bir ilerleme kaydedildi. Fakat bu yasağın en büyük etkilerini önümüzdeki 10 yılda göreceğiz. Özellikle akciğer hastalıkları açısından çok çabuk geri dönüşler göreceğimizi düşünüyorum. Çünkü karşımıza gelen koroner kalp hastasının dünden bugüne hasta olmadı. Biliyoruz ki onun son 5 yıldır hastalığı vardı. Ama akciğer hastalığında öyle bir durum var ki, 3 – 5 ay çok ağır, ani bir krizle acile geliyorlar. Şu kadar söyleyebilirim ki; sigara yasağı uygulamaya geçtiğinden beri, acil polikliniklerine gelen astım krizleri, nefes darlığı krizleri gerçekten azaldı.  Sigara yasağının faydasını önümüzdeki 5 yıl kademe kademe göreceğiz çünkü müşterek tiryakilik normal tiryakilik kadar ciddi! Bunun yanında sigara içenler de sigara içme oranını mecburen azalttılar. Utandıklarından veya zaman ayıramadıklarından sigara sayılarını düşürdüler. Tuz konusunda o kadar başarılı olamadık mesela…

 

“İNSANLARI TUZA KARŞI EĞİTMEMİZ LAZIM”

 

-Çok mu tuzlu yiyen bir toplumuz?

Biz toplum olarak günde 10 grama kadar tuz kullanıyoruz. Tuzu kaldırmak reaksiyon doğuracağı için iyi bir çözüm değil, insanları tuza karşı eğitmemiz lazım. Mümkün olduğunca tuzu az yiyin dememiz lazım. Bir defa sağlıklı bir insanın tuzsuz yemesi zorunlu değil, çünkü böbrek nasıl olsa o fazla tuzu atar. Ama sağlıklı bir insanın da az tuzlu yemeye alışması lazım çünkü eninde sonunda tansiyon değerleri azalacak. Amerika’nın New York kentinde bu proje uygulandı. Belediyelerin yaptığı bir protokolle tüm lokantalarda masalardaki tuz oranı yarıya indirildi. Ama o kadar tuzlu hazırlıyorlardı ki yemekleri! Amerika’da yemekler önceden yarı pişiriliyor, bozulmaması için içine bol tuz atılıyor, sipariş verdikten 10 dakika sonra servis yapılıyor. En geç 10 dakika içinde en zahmetli yemekler bile hazır olmuş oluyor. O yüzden yemekteki tuz oranı çok yüksekti. Belediyelerin yaptığı mücadele bu tuzun oranını azaltmaktı. Bu bize tam olarak tuzu ortadan kaldırmak olarak yansıdı. Bence bu şekilde değil, insanları az tuzlu yeme konusunda eğitmemiz lazım. Yoksa konserve ve hazır yemeklerde tuz kullanımını yasaklarsak, bu sefer gıda zehirlenmeleri ortaya çıkacak. İnsanların aklına gelmiyor ama tuz gıdaların bozulmaması için kullanılan bir madde.

 

-Kalpte ritim bozukluğu konusu var bir de?

Sigara içen birinin çarpıntıdan yakınmaya hakkı yok! Önce sigarayı bırakacak. İkinci olarak aşırı çay kahve tüketimi! Kahvenin içindeki kafein, çarpıntıyı tetikliyor. Normal koroner hastalarında,  aort kapak hastalarında, günde bir kere köpüklü Türk kahvesi ve 5 – 6 bardak çay içebilirsiniz derken, çarpıntısı olan insanlara günde 1 defa kafeinsiz neskafe içmelerini öneriyoruz. Ama her şeyin başı sigara gördüğünüz gibi!

 

SİGARA İÇİYORSANIZ 15 YIL DAHA YAŞLISINIZ!

Sigara içen kişiler, takvim yaşından 15 yaş daha yaşlı olduklarını bilmeli. Çünkü sigara, kalp damar yaşını 15 yıl ilerletiyor. Yani sigara tiryakilerinde damar yaşı, 15 yıl önden gidiyor. 20 yıl, günde 1 paket sigara içen bir insanın, ömrünün 5-10 yıl daha kısa olduğu kesinlikle bilinmeli.

 

Pınar Cebeci / Habertürk

 

PAYLAŞ

Yorumunuzu Paylaşın

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.